Tutkularımız ve Ölü Ruhlar..

6th Eki 2015

 

Çok sevgili danışanlarım ki hepsi farklı iş, eş, cinsiyet, sosyal statüden oluşan geniş yelpazeye dahildirler. Onların  ortak özellikleri içlerindeki gerçek Tutkuyu ve Yaşam Amaçlarını bulmaya çalışmalarıdır.

Bu yazıyı henüz iki ay önce tanıdığım ama son zamanlarda benim en büyük ilhamlarımdan biri haline gelmiş bir danışanımdan yola çıkarak yazıyorum, şimdi lütfen önce kahvenizi hazırlayın ve beni okumaya başlayın..

Kendi hakkımızdaki gerçek düşüncelerimizi kendimize sormaktan ne kadar korkar olduk.  Yazılmamış kurallar, medya ve toplumun sessiz yaptırımlarıyla hipnotize olmuş gibi robotik yaşıyoruz. Gerçek isteklerimizi, arzularımızı, yaratıcı zekamızı sürekli baskılıyoruz. Ben daha fazlasını hakediyorum, Neden burdayım, olmak istediğim yerden ne kadar uzağa düştüm yada sevgi adına şuan kimlerin paspasıyım ? gibi sorular sıkça zihninize geliyorsa bir şuan bir Değişimin eşiğindesiniz demektir.

Egomuzun (ki o sahte benliğimizdir) bize değişim aşamasında oyun oynamaya başlar. Değişim sevmez,kontrolu dışında değişim istemez. Mutsuz olduğunu bilse bile aynılık ister .Onun Onlarca oyunundan biri Vicdanımız diğeri ise toplum tarafından Onay görme ihtiyacımızdır… Yaptıgımız her işte, her ilişki türünde yeterince iyimiyim baskısı yine Egomuz tarafından zihnimize gönderilen gerçek olmayan bir duygudur,sancıdır, acıdır…  Yaratılıştan gelen harikalığımızı bize unutturur. Hepimiz tam ve bütün ruhlarız, Bizler bedenden öteyiz -Bedenlenmiş Ruhlarız. Sana hiç bir eksiğinin olmadığını söyleseydim, Egon bu yeni bilgiye alışabilirmiydi.. Ego ; Korku, Hırs,Vicdan, Finansal Güç arayışı olmadan~ O sahte değerleri olmadan  Yaşayabilirmiydi..

Eğer bir değişimin eşiğindeysen eski inanç ve değer kavramlarınız sana yeteri kadar inandırıcı gelmemeye başlayacak, toplumun onayladığı pek çok şeye sahip olduğun halde zihninde kavramların havada asılı kaldığı ve zihninin yorgunluğundan uyuyamamaya yada cok fazla uyumaya başlayacaksın.. İşte bu noktada iki yolun var ! ya şimdiye kadar sığındığın bütün konforlu alanlarına yapışacak eski inançlarına ve aslında tam anlamıyla tatmin olamadığın hayatına devam edeceksin, işim eşim, evim var daha ne isteyeyim diyeceksin.  Fakat hersabah kalktığında kendi ruhuna ihanetle defalarca kendini bıçaklamış olacak ve yaşadığın ömür süresince her gün kan kaybedeceksin. Ve Bir gün kaybedecek kanın dahi kalmayacak ve artık sende Sokaktaki binlerce Yaşayan Ölü Ruhtan biri olacaksın.. Ya da..

Korkularına rağmen titreyerek dahi olsa adım atacak, hayatımın gerçek Efendisi Benim, bunu bir süreliğine unutmuştum, Ben özgür seçimleri olan Sonsuz bir Ruhum  diyecek, varlığını Onurlandıracaksın.. Tam da burada özgürleşen ruhun sana Tutku’larını anımsatmaya başlayacak. ki…Şükürler olsun..

Hayattta seni gerçekten Mutlu eden şeyler nedir? En son kim seninle konuşurken yada ne yaparken vücudunun her zerresinden ter fışkırdı?… Hangi işle uğraşırken zamanı unutuyorsun ?  Bu dünyaya gelme amacın nedir ?  En derinlerinde neye ihtiyaç duyuyorsun ??

Egon seni kandırabilir, Ruhunun Özü sana gerçekte KİM olduğunu ve NEYE ihtiyacın olduğunu dürüstlükle söylüyor.. Onu duyabiliyormusun.. Kendimiz olmadığımızda içimizdeki öfkeli ve kırgın çocuk hergeçen gün soluyor ve ölüyor…

Yaşamdan geriye sadece Mutlu An’lar kalıyor..  Yaşam Korkuya Rağmen Adım atan Cesurları Seviyor..

Tutkuyla yaşama bağlanalım, korkuya rağmen cesurca adımlar atalım, yaşam yolunda,  sevgiyle büyüyelim ….

 

 

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.